|
Zamanının çok ötesinde ve kentin olağan süreçleri dışında beliren bir kültür yayınına sahip olmanın şaşkınlığını atamayan Çanakkale mevcut kurumları ile halen duruma şaşı bakar, tanımlayamaz halde..
Bu kentin üst yapı kurumları ve ilişkileri üzerinde neden olduğumuz onca gelişim ve değişime rağmen kafalarını kumlara sokan kimi kurum ve kuruluşların tutumları, kurumsal uygulamalar bazında çağdaşlığın neresinde olduğumuza dair önemli veriler sunuyor.
Her nasılsa mütemadiyen yoğun ve meşgul bu koltukların kent yaşamına, kültür, sanat ve eğitim gibi üst yapı kurumlarına meşgul, gönülsüz ve ağlayan küçük esnaf yaklaşımları, en hafif tabirle iç burkuyor.
Bu kentte birkaç idealist genç insanın kendi kısıtlı bütçeleri ile yapmaya çalıştıkları kimselerin takdirine mazhar olamazken, devasa bütçeli kurumların parasını bastırıp yaptıkları işler yerel gazetelerde çarşaf nüsha duyuruluyor. Diş fırçası kampanyaları şaka gibi örneğin..
……………..
Bu aralar gündemdeki önemli bir konunun konuşulmayanları konuyu birebir özetler gibi.
Malumunuz; Yat Limanı Projesi..
Sanırım büyyük makamlarımız farkında değil; turizm altyapıdan ibaret değildir. Olsaydı güney illerimiz şahane doğası, tarihi, coğrafi özellikleri ve beş yıldızlı otellerine rağmen pansiyon ücretleri ile turist ağırlamazdı.
Buralara gemiler dolusu getireceğiniz insanlara kültür de sunmalısınız. Sakın ola Truva ile, Gelibolu Yarımadası ile bu işin kotarılacağı sanılmasın. Bu insanlar -ki kente gelene kadar dünyanın hatırı sayılır bir kısmını görmüş, dünya kültürü olan insanlardır- yatlarından ya da yolcu gemilerinden indikleri zaman kentte de bir kültür birikimi görmek, yaşamak isterler. Değerli koltuklar, elinizi vicdanınıza koyup düşünün;
Çanakkale’de bir turiste verebilecek neler var?
Bırakın turistleri, kent insanı kentin ve bölgenin değerleri hakkında ne biliyor?
Yabancı bir dile ve kültüre ya da sektöre hâkim kaç personel var?
Ya ticari ve sektörel perspektifleri bakkal vizyonundan ibaret oteller?
Kentte utanıp sıkılmadan tarif edebileceğiniz kaç tuvalet var?
Ya konukları deniz yoluyla ilk karşılayan, kenti, kentin kültürünü temsil eden, yerli yabancı herkesin ihtiyacı olan enformasyonu kent bazında güncelleyerek ücretsiz olarak sunan gazetemizi bulundurmayı bırakın talep etmeyi, zul sayan güzide GESTAŞ’ımızın içinde nefes alamadığımız tuvaletleri?
Çırılçıplak, kimliksiz, kente dair en küçük bir değeri yansıtmayan yeni otogarımız?
Kaç işletmede en azından İngilizce yazı/uyarı gördünüz?
Kendi vatandaşlarımızın bile yollarını bulamadığı kent ve bölge ulaşımları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Şu arazi tipi araç yarışlarına uygun, neresinden ne tabelası patlayacağı belli olmayan otoyollarımız? (hadi kent içi yollar bizim sorunumuz olsun..)
Daha doğru dürüst bir tiyatro/konser (kültür merkezi demeye dilimiz varmıyor..) salonu olmayan bir kentin konuğuna ne verebileceği hakkında ne düşünülüyor?
Bu kentin turizm ve kültür envanteri var mı?
O ne demek mi?
Ya kentin adıyla anılan ama ne standartları ne de bir müzesi bile olmayan seramik muamması?
Bu kentte turizm öğrencisi yetiştiren akademik bir kurum var, onlara soran, ya da onları duyan oldu mu?
Ya kentin turizmcileri, otelcileri, acentacıları? Siz de uyuyor musunuz?
Bu tür ilişkileri organize eden tur operatörlerine, acentalara, bu naçar, sahipsiz batı Anadolu kentine dair soracakları sorulara ne cevaplar verilecek?
Bu konularda konuşmayı kim yasakladı da kimselerden ses çıkmaz?
Turizmde altyapı / üstyapı ihtiyaçlarına ve “bütünlüğüne” dair bu koltuklar ne biliyor?
Neden sadece altyapı mevzuatı? Rantın kültürel boyutları hakkında fikri olan var mı, yoksa biz inşaatı kurtaralım gerisi Allah kerim mi?
Dünyanın en önemli ikinci antik kenti Truva’nın, Aristoların, Platonların yaşadığı kentlerin, dünya çapında bilinen bir savaşın yaşandığı toprakların, Kaz Dağları gibi olağan üstü bir coğrafyanın, cam gibi suların, enfes plajların var olduğu Çanakkale bölgesinde, kentinde, koskoca bir yaz sezonuna rağmen pilavda taş misali turist görmemizin altında yatan gerçek nedenler nelerdir?
Orda mısınız?
Uyuyor musunuz, uyutuyor musunuz?
………………………..
Turizme, dünya kültürlerine az buçuk temas etmiş insanların düzinelerce çoğaltabileceği bu sorular, kente gelen insanların kentle henüz pek temas etmemiş olduğu ilk güne dair.
Ya sonraki günler..?
Zaman zaman kentte düzenlenen turizm söyleşileri ve toplantılarına şahit olduk, turizmi otel rezervasyonundan ibaret sanan yöresel aydınlarımızın, ilgisiz vatandaşlarımızın ve siyasi/ticari kimlik peşinde iştirak ettiği. Siyasi şovlardan ya da kentin bilindik entelektüel mastürbasyonlarından ibaret. Fakat kentin geleceğini, ekonomisini, kültürünü bu düzeyde etkileyecek –ki tutarlı adımlarla fevkalade doğru ve önemli gelişmelere tekabül eder- bir proje için müteahhitlerden, iş adamlarından ve siyasetçilerden çok daha “farkında ve idealist” zihinlerin sürece dâhil edilmesi son derece elzemdir, hayatidir.
Tarımsal, coğrafi, tarihi ve kültürel potansiyeli ile desteklenecek süreçleri doğru yönetilmiş bir turizm hareketinin bu kente verebileceklerini hayal bile edemezsiniz. Tabii bu konuya siyasi şov fırsatı, entelektüel mastürbasyon imkanı ya da “yağlı” proje yakalamış müteahhit kıvamında yaklaşmanın tehlikelerini, buraya sığmayacağından ayrıca konuşmak gerek. Örnekleri boldur..
Değerli koltuklar;
Az çok fikriniz olmuştur bu yazıdan. Belki fikrimizi almak istersiniz, memnuniyetle..Lakin bizden kısa vadede ciddi bir rant çıkmaz. Uzun vadede çıkabilecekleri ise biz ne kadar anlatabiliriz, siz ne kadar anlayabilir siniz, muğlak..
Haa bir de,
Lütfen sekreter, yardımcı, bilmem ne müdürü bazında görüşme talebiyle gelmeyin. Yedi yıldır sizlere laf anlatamadık, onlara..
Yormayın..
Kent-Kültür
|